🪄 Aşık Tarzı Halk Şiiri Koşma
Âşıkedebiyatının kimi yönlerden koşmaya benzeyen bir nazım biçimidir. Semainin başlıca özellikleri şunlardır: 8'li hece ölçüsüyle söylenir. Koşma gibi 3-6 dörtlükten oluşur. Halk şiirinde aruzla söylenmiş semailer varsa da bunlar Divan şiirine özenen kimi ozanlar tarafından söylenmiştir. Uyak düzeni koşmaya benzer.
A ANONİM HALK ŞİİRİ NAZIM BİÇİMLERİ 1. MANİ Sözlü/anonim edebiyat ürünlerindendir. KOŞMA Âık edebiyatında en çok sevilen ve kullanılan nazım eklidir. Anonim halk edebiyatında da ağıtlar olmakla birlikte ağıtlar âık tarzı Türk edebiyatına aittir. Doğal afetler, ölüm, hastalık vb.
HocaAhmet Yesevî’nin şiirleri _____ ilk örneklerini oluşturmaktadır. 12. Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakiler- den hangisi getirilmelidir? (3p) A) dinî-tasavvufi halk şiirinin B) âşık tarzı halk şiirinin C) divan şiirinin D) anonim halk
DersinAmacı Halk biliminin bir alt inceleme alanı olan Türk halk edebiyatının; tarihsel ve kültürel türkü, mani, koşma türleri başta olmak üzere diğer tüm sözlü kültür ürünlerinin başlıca karakteristiklerinin incelenmesi dersin içeriğini oluşturmaktadır. 13 Âşık tarzı ürünlerde söz –
AnonimHalk şiirinde türkülerde, destanlarda, manilerde, düğün adetleri ile ilgili küçük dramatik oyunlarda, aşık tarzı şiir geleneği içinde önemli yer tutan karşılaşmalarda, tekke şiiri geleneği içinde cansızı canlı gibi konuşturma ve soru cevap
7 Dedim - Dedi Tarzı Söyleşi Halk şiirinde yaygın olarak kullanılan bir biçim olup koşma ve semailerdeki aşık ve sevgilinin (dedim-dedi ifadesine bağlı) karşılıklı söyleşmeleridir. Dedim dedi örneği: Sabahtan uğradım ben bir fidana Dedim mahmur musun, dedi ki
KoşmaKoşmanın Özellikleri Nelerdir? Saz eşliğinde söylenen lirik şiirlerdir. Dörtlük sayısı genelde 3 ile 5 arasında değişir. Türk halk edebiyatının en çok sevilen, en çok kullanılan nazım şeklidir, dörtlüklerle söylenir. Koşmalarda genellikle 11 ’li hece ölçüsü ve (4+4+3=11 ya da 6+5=11 duraklı) genelde yarım kafiye kullanılır.
Özellikleanonim halk şiiri ve aşık tarzı halk şiiri, genel olarak ekonomik durumu çok iyi olmayan, hayatın zorluklarıyla mücadele eden, edebiyat estetiğinden çok; ince bir sezgi, duyuş algılama yeteneğine sahip Anadolu insanının zihniyet dünyası etrafında oluşmuştur. Koşma, semai, mani, türkü, varsağı, gibi
Âşık bilgi, duygu ve becerisini yaptığı atışmalarda gösterir. Aşık şiiri diğer halk edebiyatı ürünleri gibi sözlü edebiyat ürünüdür. 15. yy’dan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır. İlk olarak okuma yazma bilen kişilerce derlenerek ‘cönk’ adı verilen defterlere yazılmıştır âşık şiirleri.
AşıkTarzı Türk Halk Şiiri AŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ 1- Koşma 2- Destan 3- Semai 4- Varsağı KOŞMA: Halk edebiyatı nazım biçimleri içinde en çok sevilen ve kullanılan koşmadır. Hece ölçüsünün (6+5=11) ya da (4+4+3=11) duraklı kalıbıyla yazılır. Dört dizeli bentlerden oluşur.
HalkEdebiyatı terimiyle ifade edilen bu kavramsal çerçeve içinde yer alan edebî gelenekler, ana hatlarıyla üç ana başlık altında ele alınmakta ve bu edebî geleneklere ait Halk Edebiyatı ürünleri şunlardan oluşmaktadır: 1. Anonim Halk Edebiyatı: a. Nazım: Koşuk , sagu, mâni, ağıt , türkü , destan, ninni. b.
Gelenekusta-çırak ilişkisiyle bugüne kadar gelmiştir. Koşma,semai,varsağı,destan,ilahi,nefes,mani,türkü gibi nazım şekilleri vardır. Halk şiiri geleneğinin en güçlü temsilcileri Karacaoğlan,Aşık Seyrani,Pir Sultan
cibXQ. Aşık tarzı halk edebiyatı bünyesinde yer alan nazım türlerinden birisi olan “Koşma”, bu gelenek içerisinde oldukça sevilen ve yaygın bir ürün olarak karşımıza çıkar. İslamiyet’in kabulünden önceki koşuk türüne dayanan bu şiir ürünü farklı konularda söylenerek günümüze kadar gelmiştir. Bu yazımızda “Koşma nedir?”, “Koşmanın özellikleri nelerdir?” gibi soruların detaylı cevaplarını ÖzellikleriKoşma ÖrnekleriKoşma TürleriKoşma Nedir?Köken olarak İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı’ndaki koşuk türüne dayanan; aşk, ayrılık, ölüm, tabiat, kahramanlık gibi konularının işlendiği halk şiiri nazım biçimine koşma edebiyatı içerisinde en çok sevilen ve tercih edilen nazım şekli koşma olmuştur. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı’nda yer alan “koşuk” nazım şeklinin İslamiyet sonrası aşık tarzı halk şiirindeki devamı ve karşılığı olarak kabul görmektedir. İslamiyet öncesi bazı törenlerde, dönemin din adamları tarafından kopuz eşliğinde söylenen koşuklar, İslamiyet sonrasında aşıklar tarafından saz eşliğinde söylenmeye devam edebiyatı denilince nasıl ki akla gazel geliyorsa halk edebiyatı denildiğinde de akla gelen ilk şiir türü koşma olmaktadır. Özellikle koşmanın aşk ve güzellik konularını dile getiren güzelleme çeşidi gazele tema olarak çok benzemektedir. Bu nedenle gazelin halk edebiyatındaki karşılığı olarak kabul gören nazım şekli koşmadır. Koşmalar dini konular dışında genelde her temada söylenmiştir. Genel olarak; aşk, doğa, ölüm, sevgi, güzellik, yalnızlık, kahramanlık, yiğitlik konuları kelimesi “Koş-” fiilinden türemiştir. “Koş-” fiili edebiyat dilinde türkü söylemek manasına gelmektedir. Hatta Divan-ü Lügat’it Türkte “Koş” kelimesi türkü söylemek manasında özellikleri→ Nazım birimi dörtlüktür ve dörtlüklerin sayısı genellikle 3-5 arasında değişmektedir.→ Hece ölçüsüyle yazılan koşmalar genellikle hecenin 11’li kalıbıyla yazılır.→ Lirik bir şiir türü olan bu nazım şeklinde aşk, ayrılık, doğa, savaş, kahramanlık gibi konular işlenir.→ Halk şiirinin bir özelliği olarak bu nazım şeklinin de dili halkın anlayabileceği kadar sadedir.→ Son dörtlükte şairin mahlası yer alır.→ Bu şiirlerde kullanılan kafiye şeması aaababab, cccb, dddb, eeeb şeklindedir.→ Daha çok yarım kafiye tercih edilmiştir.→ Konularına göre güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt isimlerini alır.→ İslamiyet öncesi koşuk söyleme geleneğinin devamı şeklindedir.→ Divan edebiyatındaki gazelin konu olarak halk edebiyatındaki karşılığıdır.→ Koşmalarda benzetme sanatı çokça kullanılır.→ Sözlü bir nitelik taşıyan bu şiirler saz eşliğinde söylenmiştir. Koşma ÖrnekleriÖrnek 1Uykudan uyanmış şahin bakışlım Dedim sarhoş musun söyledi yok yok Ak ellerin elvan elvan kınalım Dedim bayram mıdır söyledi yok yok Dedim ne gülersin dedi nazımdır Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür Dedim ver öpeyim söyledi yok yok Kul NesimiÖrnek 2Vara vara vardım ol kara taşa, Hasret ettin beni kavim kardaşa, Sebep ne gözden akan kanlı yaşa, Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölümNice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola gönderdi Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölümKaracoğlan der ki kondum göçülmez Acıdır ecel şerbeti içilmez Üç derdim var birbirinden seçilmez Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm KaracaoğlanKoşma TürleriKonularına göre koşmalar dört başlıkta toplanır güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt…Güzelleme Lirik temalı koşmalardır. Genellikle aşk, ayrılık, özlem, doğa gibi duygulara hitap eden bir nazım türüdür. Halk edebiyatında güzellemelerin en güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir. Güzellemelerin Divan Edebiyatındaki karşılığı gazeldir. Ayrıca Bkz -> GüzellemeKoçaklama Savaş, kahramanlık ve yiğitlik konularını işleyen koşmalardır. Türk Halk Edebiyatında koçaklamaların en güzel örneklerini Köroğlu ve Dadaloğlu Bir durumu eleştiren, toplulukların ya da kişilerin aksaklıklarını eleştiren, iğneleyen nazım türüdür. Ayrıca Bkz -> TaşlamaAğıt İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatında saguların halk edebiyatındaki karşılığı ve devamıdır. Bir kişinin ölümünü ve ölümünden duyulan üzüntüyü dile getiren şiirlerdir. Ağıtın Divan Edebiyatındaki karşılığı PDF + VideoAşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebiyat Ders Notları PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Koşma PDF Çalışma Kağıdı” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla ÇEKEBİLECEK YAZILAR ⇒ PDF / Slayt ⇒ Halk Şiiri ⇒ Aşık Tarzı Halk Şiiri ⇒ Ders Konuları ⇒ TYT Türkçe ⇒ AYT Edebiyat
A Koşma Halkedebiyatı nazım biçimleri içinde en sevilen ve yaygın olarak kullanılanı koşmadır. İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı’ndaki “koşuk” nazım şeklinin devamı niteliğindedir. Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla ve genellikle 6+5 veya 4+4+3 duraklı olarak söylenir. Bu durakların karışık olarak kullanıldığı koşmalar da vardır. Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı en az 3 olmakla birlikte genellikle 3 ile 5 arasındadır. Koşmanın uyak düzeni genellikle aşağıdakilerden birine uyar abab / cccb / dddb … xbxb /cccb / dddb aaab /cccb / dddb Şair koşmanın sn dörtlüğünde mahlasını söyler. Halk şiirinde şairin mahlasına “tapşırma” denir. Genellikle saz eşliğinde, ezgiyle söylenen koşmalar, ezginin niteliğine göre “Acem koşması, Ankara koşması, Kerem, kesik Kerem” gibi türlere ayrılır. Koşmalar konuları bakımından Divan edebiyatındaki gazel ve şarkıya benzer. Koşmalar genellikle aşk, güzellik, tabiat, özlem, sevgi, yalnızlık, gurbet, sıla, ölüm gibi lirik konularda söylenir. Konuları bakımından koşmalar dört türdür 1 Güzelleme Sevilen herhangi bir şeyin aşık olunan kadın, doğa, at vb. güzeliklerini övmek amacıyla söylenen lirik koşmalardır. Güzelleme sadece koşma nazım biçimine ait bir tür değildir. Anlamsal bir içeriği vardır. Bunun için güzelleme konularını işleyen semailer de güzelleme olarak değerlendirilir. Güzelleme türünün en ünlü sanatçısı 17. yüzyıl şairi Karacaoğlandır. Örnek Koşma Güzelleme Kadir Mevlâm senden bir dileğim var, Şu dileğim kabul eyle Yaradan. Dört dilek diledim ziyana gitti, Ağlattığın kulu güldür Yaradan. Kömür gözlüm ne salının karşımda, Bir güzelin sevdası var başımda, Yar sevdası çetin olur yaradan. Nasıl vazgeçeyim şu şirin candan, Adam vazgeçer mi böyle civandan? “Ben güzelim” deyip kaçıyor benden, O da benim gibi kuldur Yaradan. Karac’oğlan der ki yakıp yandırma, Şu gönlünü engin yere kondurma. Azrail gönderip canım aldırma, Sevdiğime canım aldır Yaradan Karacaoğlan 2. Koçaklama Yiğitlik, kahramanlık, savaş, vuruşma konularını işleyen epik koşmalardır. Koçaklamar tıpkı güzellemeler gibi sadece koşmaya özgü bir tür değildir. TDK, koçaklamanın tanımını şöyle yapmıştır “Halk edebiyatında biçimi ne olursa olsun, konusu yiğitlik, savaş, kahramanlık olan veya bir kahramanı öven, kahramanlık duygularını canlandıran şiir, yiğitleme.” Örneğin Kayıkçı Kul Mustafa’nın “Genç Osman Destanı” bir koçaklamadır. Koçaklama türünün en başarılı temsilcileri, Köroğlu ve Dadaloğlu’dur. Örnek Koşma Koçaklama Kalktı göç eyledi Avşar elleri Ağır ağır giden iller bizimdir Arap atlar yakın eder ırağı Yüce dağdan aşan yollar bizimdir Belimizde kılıncımız Kirmanî Taşa geçer Taşı deler mızrağımın temreni Hakkımızda devlet etmiş fermanı Ferman padişahın dağlar bizimdir Dadaloğlum yarın kavga kurulur Öter tüfek davlumbazlar vurulur Nice koç yiğitler yere serilir Ölen ölür kalan sağlar bizimdir Dadaloğlu 3. Taşlama Toplumun aksayan yönlerini, bireysel yanlışlıkları, devlet yönetimindeki hataları eleştirel bir dille işleyen halk edebiyatı türüdür. Taşlama; Divan edebiyatında “hicviye”, modern edebiyatta “yergi”, Batı edebiyatında “satir” olarak adlandırılır. Taşlamanın en önemli temsilcileri Dertli, Ruhsatî, Seyranî’dir. Örnek Koşma Taşlama Bir vakte erdi ki bizim günümüz Yiğit belli değil, mert belli değil. Herkes yarasına derman arıyor, Deva belli değil, dert belli değil. Adalet kalmadı hep zulüm doldu Geçti şu baharın gülleri soldu Dünyanın gidişi acaip oldu Koyun belli değil, kurt belli değil. Başım ayık değil kederden yastan Ah ettikçe duman, çıkıyor baştan Haraba yüz tuttu bizim gülistan Yayla belli değil, yurt belli değil. Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor Ehl-i fukarânın yüzü gülmüyor Âşık Ruhsat dediğini bilmiyor Yazı belli değil hat belli değil Ruhsatî 4. Ağıt Ölen kişilerin ardından duyulan acıyı, üzüntüyü dile getirmek için söylenen şiirlerdir. Ağıtlar, koşma biçiminde söylendiği gibi türkü biçiminde de söylenebilir. Ağıt; Divan edebiyatında “mersiye”, İslamiyet öncesi Türk edebiyatında “sagu” olarak adlandırılır. Ağıtlar anonim halk edebiyatı ürünleri arasında da sayılabilir. Örnek Koşma Ağıt Can evimden vurdu felek neyleyim Ben ağlarım çelik teller iniler Ben almadım toprak aldı koynuna Yarim diyen bülbül diller iniler Doya doya mah cemalin görmedim Saçlarını çözüp çözüp örmedim Bir gececik sefasını sürmedim Sarmadığım ince beller iniler Kara olur bu diyarın yoncası Görülmemiş bu dünyada buncası Açılmadan kopup düştü goncası Bahar ağlar açan güller iniler Gider oldum Avşar ili yoluna Bakmam gayrı bu diyarın gülüne Karaları taksın çapar koluna Yağız atlı nice kullar iniler Varayım da mezarına varayım Başucunda el kavuşup durayım Bıktın mıydı benden deyip sorayım Mezarına giden yollar iniler Yürü bire Dadaloğlu’m yürü git Dertli dertli Çukurova yolun tut Bunda suçum varsa Hakk’a tövbe et De ki gayrı bizim iller iniler Dadaloğlu B Semai Aşık edebiyatında hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. Semailer birçok bakımdan koşmalara benzer. Aralarındaki temel farklar semailerin 8’li hece ölçüsüyle yazılmaları, koşmaların 11’li hece ölçüsüyle yazılmaları ve semailerin koşmalara göre daha kıvrak bir ezgiyle söylenmeleridir. Semailerin 8’li hece ölçüsüyle yazılmalarının dışında aruz ölçüsü kullanılarak yazılanları da vardır. Dörtlük sayısı en az 3 olmakla birlikte genellikle 3 ile 5 arasındadır. Genellikle doğa, güzellik, ayrılık, kavuşma gibi duygusal ve lirik temaları işlerler. Uyak düzeni koşmayla aynıdır abab / cccb / dddb … xbxb /cccb / dddb… aaab /cccb / dddb … Semainin son dörtlüğünde şair mahlasını kullanır. Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah gibi şairler semainin en güzel örneklerini vermişlerdir. Örnek 1 Örnek 2 Gönül gurbet ele varma Güzel, ne güzel olmuşsun Ya gelinir ya gelinmez Görülmeyi, görülmeyi Her güzele meyil verme Siyah zülfün halkalanmış Ya sevilir ya sevilmez Örülmeyi örülmeyi Yürüktür bizim atımız Bahçende gülün dallanmış Yardan atlattı zâtımız Şeyda bülbülün dillenmiş Gurbet ilde kıymatımız Güzel dudağın ballanmış Ya bilinir ya bilinmez Öpülmeyi öpülmeyi Bahçenizde nar ağacı Mendilin yudum, arıttım Kimi tatlı kimi acı Gülün dalında kuruttum Gönüldeki dert ilacı İsmin ne idi unuttum Ya bulunur ya bulunmaz Sorulmayı sorulmayı Deryalarda olur bahri Benim yârim bana küsmüş Doldur da ver içem zehri Zülfünü gerdana dökmüş Sunam gurbet elin kahrı Muhabbeti benden kesmiş Ya çekilir ya çekilmez Sevilmeyi sevilmeyi Emrah der ki düştüm dile Çağır Karac’oğlan çağır Bülbül figân eder güle Taş düştüğü yerde ağır Güzel sevmek bir sarp kale Yiğit sevdiğinden soğur Ya alınır ya alınmaz Sarılmayı sarılmayı Erzurumlu Emrah Karacaoğlan C Varsağı Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türkleri ozanlarınca söylenen türkülerden gelişmiş âşık edebiyatı nazım biçimidir. 8’li hece ölçüsüyle söylenmesi ve uyak düzeni bakımından semaiye benzer. 11 heceli varsağılar da vardır. Semaiden daha değişik bir ezgiyle okunur. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da içinde “behey”, “bre”, “hey”, “hey gidi” gibi ünlemlerle sağlanır. Dörtlük sayısı genellikle 3 ile 5 arasındadır. Kimi zaman daha fazla da olabilir. Şair son dörtlükte mahlasını kullanır. Yaygın olarak kullanılmayan bir nazım biçimidir. Halk edebiyatımızda varsağı dendiğinde akla gelen ilk isim Karacaoğlan’dır. En çok varsağı söylemiş şairimizdir. Örnek 1 Örnek 2 Behey elâ gözlü dilber Yürü bre Bulgar Dağı Vaktin geçer demedim mi Hemen dağlar sende m’olur Gözlerin olmus harâmi Yaylalı, sümbüllü yurtlar Beller keser demedim mi Büyük evler sende m’olur Bak su kaşa, bak şu göze Yükseğinde döner kuşlar Ciğer kebab oldu köze Engininde kervan işler Yakasız gömlekler bize Kürk giydirir, at bağışlar Felek biçer demedim mi Yiğit beyler sende m’olur Yüzün bedir kaşın kalem Yaylası ufak tepeler Nasib olup bir dem görem Yağar yağmur, kar sepeler Kime râzılıktır bu âlem Kulakta altın küpeler Konan göçer demedim mi Hemen dilber sende m’olur Deryalarda gezer gemi Karac’oğlan düz ovalar Şeker dudağının yemi Şahinin keklik kovalar Süregör devranı demi İnil inil taş yuvalar Devran geçer demedim mi Koca seller sende m’olur Karac’oglan, der merd ile Karacaoğlan Sözüm yoktur nâ-merd ile Kahpe felek bu derd ile Bizi eğer demedim mi Karacaoğlan D Destan Aktarılması uzun süren olayları veya durumları aktarmak için kullanılan ve âşıklar arasında oldukça fazla rağbet gören nazım şeklidir. Halk şiirindeki en uzun nazım biçimidir. Bazı deatanların dörtlük sayısı 100’ü geçer. Destanlar genellikle 11’li hece ölçüsüyle söylenir. 8’li kalıpla yazılan destanlar da vardır. Kafiye örgüsü koşmayla aynıdır. Destanın son dörtlüğünde şair, mahlasını kullanır. Destanlarda konu sınırlaması yoktur. Her türlü konu destan kapsamına olarak destanlar su şekilde sınıflandırılabilir 1. Savaş Destanları Bir savaşa tanık olan ya da başkasından dinleyen bir şairin bu olayı anlattığı destanlardır. Bu tür destanlar tarihsel gerçeklere bağlı kaldıkları ölçüde tarihe yardımcı kaynaklardır. Örnek Bosna Destanı Bosnalı der be hey devletli vezir Nemse kralının kasdı bizedir Duydu Bosna askerinin geldiğin Şüpheniz olmasın fırsat gözetir … Ali Paşa der ki çıkalım düze Hak Taâlâ imdâd eyleye bize Düşmanla gelelim biz de yüzyüze İmdâd-ı Hak ile nusrat bizimdir … Ahmed bu nusratın şükrün edelim Duâya meşgul ol sözü nidelim İnşâ-allah Belgrad’a gidelim İmdâd-ı Hak ile nusret bizimdir Aşık Ahmet 2. Doğal Afetler, Yangın, Salgın Hastalık vb. Olaylarla İlgili Destanlar Bu tür destanlarda duygu yoğunluğu fazladır. Başa gelen felaket etkileyici ve acıklı bir dille anlatılır. Örnek Erzincan Destanı Sana derim sana söngün Erzincan Hani eyvan köşkün şirli otağın Aldın kucağına nice yüz bin can İnsan körhânesi taşın toprağın Gülşen bağlarına baykuşlar konmuş Köşk ü sarayların harâba dönmüş Nice yuvaların ocağı sönmüş Çağlar hazin hazin Fırat ırmağın Bir kıyâmet oldu bu âfet şehre Ne sebep uğradı mazhâr-ı kahra İfrid sîmâ gibi dökmüş bed-çehre Sürüler yaylağı şu zümrüt dağın Sâbit Müdâm … 3. Eşkiya ve Ünlü Kişilerin Maceralarını Anlatan Destanlar Örnek Bıdıkoğlu Destanı Gelin kardaş müşâvere edelim Biz de bu gece Kirmasti’ye girelim Siz dövüşün biz seyrini görelim Göremem seyrini dir Bıdıkoğlu Bursa’nın paşası bayrağın açtı Dayanamadı da geriye kaçtı Yetiş Beter Ahmet bir günün düştü Çevir çaydan yanın kır Bıdıkoğlu Üç beş atlı ileriye seçildi Saçma kurşun dört yanına saçıldı Gemilerin yelkenleri açıldı Bin de adalara geç Bıdıkoğlu 4. Mizahi Destanlar Örnek Esnaf Destanı Şair oldum evvel dinle yalanı Vezn ü mevzun derler bilmem ben anı Unuttum bildiğim Türkçe lisanı Arabî Farisî sohbet ederken Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu Bir katır nalladım dinle oyunu Meğer acemiymiş bilmem huyunu Çenemi teptirdim nalın sökerken Bakkal oldum kapan yaptım yerimi Yağ tükendi Moskof aldı Kırım’ı Kayıkç’oldum taktım küreklerimi Tayfalar kırıldı kürek çekerken Manav oldum elma armut tez çürür Cambaz oldum ip üstünde kim yürür Kasap oldum her gün gözüm kan görür Yüreğim bayıldı kana bakarken Kâmilî 5. Toplumsal Taşlama ya da Eleştiri Niteliğinde Destanlar Örnek İnsan Destanı Hilkatin sırrını bilmek isteyen Men aref raziyle ayni raz olur Mahlukta Hâlikı görmek istiyen Kendin görür gayre hiç bakmaz olur … Kimi Türk kim esnaf kimi hocadır Kimi kırkta sabî kimi kocadır Kimi alçak gönüllüdür yücedir Kimi Nemrud gibi pek burnaz olur … Kimisi gözünün önün göremez Kimisi görse de eli eremez Kimisi diz boyu suya giremez Kimi ummanlarda bir serbaz olur Mestî … 6. Atasözü Destanları Bu tarz destanlarda şair atasözlerini nazım biçiminde söyleyerek çeşitli öğütler verir. Örnek Atalarsözü Destanı Tut atalar sözün kalb-i selim ol Gönülden gönüle yol var demişler Gider yavuzluğu tab’-ı halim ol Sarp sirke kabına zarar demişler … Her kâra uzatma elin eteğin Yel kovana döner ahır emeğin Nitekim şaşkını gölde ördeğin Başın kor kıçından dalar demişler … Güneş balçık ile sıvanmaz ey dil Bizeban da olsa bellidir kamil Kendinden gayriyi beğenmez cahil Kendi çalar kendi oynar demişler Levnî … 7. Hayvan Destanları Örnek Hayvan Destanı Gel vahş u tuyru beyân edelim Gör neler halk etmiş Bâri Taâlâ Her birin ismiyle ayan edelim Ayn-i ibret ile eyle temâşâ Zor ü kuvvet düşer aslan şânına Ancak karakulak varır yanına Yüce taht kurup fil üstühânına Demir mıh kakarlar kâr etmez aslâ Ayıya hor bakma ateştir özü Gerçek kurdun dahi soğuktur yüzü Gergedan bir hayvan onun boynuzu Zehir nuş eyliyen canlara şifâ Aşık Ömer … 8. Yaş Destanları İnsannın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği evreleri anlatan destanlardır. Örnek Yaş Destanı … Bir buçuk yaşında sürünür gezer İkisinde sütten kesilir bezer Üç yaşında şirin kelâmın düzer Dört yaşında merd-i yezdân olur Beş yaşında olur bülbül misâli Altısında olur tıfl-ı sultâni Yedisinde olur mektep mekânı Sekizinde sünnet ve iskân olur Dokuzunda durmaz okur Kuran’ı On yaşında anlar yahşı yamanı On birinde yazar nüsha divanı On ikide hilal kaş kemân olur On üçünde eyler hoş musahabet On dördünde eder tenhaca sohbet On beşinde eder hublarla ülfet On altı yaşında nev-civân olur Seyrânî … Halk Edebiyatının Genel Özellikleri için TIKLAYINIZ
ÂŞIK TARZI HALK ŞİİRİ / ÂŞIK EDEBİYATI / SAZ ŞİİRİ *Âşık edebiyatı, bir yanıyla toplumsal iş bölümünün arttığı, bir yanıyla da özellikle XV. yüzyılın sonları ve XVI. yüzyılın başlarında Osmanlı toplumsal düzeninde belirginleşen farklı kültür daireleri sonucunda oluşmuş bir edebiyat koludur. *Halkın “âşık” dediği saz şairleri tarafından oluşturulmuştur. *Âşıklar, saz şairliğini usta âşıkların yanında öğrenir, sonra onlardan mahlâs alarak diyar diyar gezmeye, ellerinde saz şiirler söylemeye başlarlar. *İslamiyet’ten önceki “ozan”ın, “âşık” adını alması, sözlü edebiyatımızın devamlılığının göstergesidir. *Çoğunlukla doğaçlama hazırlık olmaksızın irticalen yani içe doğduğu gibi söylenen bu şiirlere Türk halk müziğinin en önemli enstrümanı olan ve "cura, çöğür, bozuk, divan sazı, meydan sazı" adlarıyla da anılan "bağlama" eşlik eder. *Âşık Edebiyatı, somut bir edebiyattır. *Genelde sözlü olmasına rağmen şairler, şiirlerini “cönk” dedikleri defterlerde toplamışlardır. *Âşık edebiyatı ürünlerinin en belirgin özelliği söyleyeninin belli oluşudur. *Âşık şiirlerinde, "tapşırma" denilen son dörtlük ya da bentte, söyleyenin adı veya mahlası anılarak bu ürünün kime ait olduğu kayda geçirilmiş olur. *Genellikle okuma yazma bilmeyen âşıklar usta-çırak ilişkisiyle yetişmişlerdir. *Âşıklar köylerde meydan şairleri, şehirlerde veya asker ocaklarında yetişmişlerdir. *Asker ocaklarında veya şehirlerde yetişen âşıklar kalem şuarası / kalem şairleri medreselerde okuduklarından dolayı Divan edebiyatından etkilenmişlerdir. *Bunlardan beyitlerle, aruz ölçüsüyle, divan edebiyatı nazım şekilleri ve Arapça–Farsça sözcükleri kullanarak şiirler yazanlar olmuştur. *”Aşk, gurbet, ayrılık, ölüm, toplumsal olaylar, doğa güzellikleri, kahramanlıklar” işlenen başlıca konulardır. *Âşık edebiyatı dini etki taşımadan oluşmuş, din dışı bir edebiyattır. *Şiirler dörtlüklerle, hece ölçüsüyle ve daha çok yarım uyaklı olarak söylenmiştir. *Kalıplaşmış benzetmeler yeşilbaşlı ördek, inci diş, elma yanak, badem göz, kiraz dudak, keman kaş, sırma saç, servi boy kullanılmıştır. *Hece ölçüsünün 7’li, 8’li ve 11’li kalıplarına ağırlık verilmiştir. *Göz kafiyesi anlayışı yerine, kulak kafiyesine ağırlık verilmiştir. Yani kafiye için aynı sesin kullanılmasına gerek yoktur. Buna göre p/b, ç/ş, t/d, l/ n gibi seslerle de kafiye yapılmıştır. *Koşma, varsağı, semai, destan nazım şekilleri kullanılmıştır. *Saz eşliğinde söylenen şiirlere içten bir söyleyiş hâkimdir. *Âşık edebiyatında, halkın konuştuğu sade bir Türkçe kullanılmıştır. *Halk, divan ve tekke edebiyatındaki unsurları bünyesinde birleştiren âşık tarzı, “ozan şiiri” geleneğini kendine özgü bir kimlikle cumhuriyete değin sürdürür. *Aşık edebiyatı geleneğinde aşık kahvelerinin önemli bir yeri vardır. *Zaman zaman âşıklara ait olmayan şiirler onlara mal edilmiştir. *Âşık Edebiyatı'nın yüzyıllara göre en önemli temsilcileri şunlardır 16. yüzyıl Köroğlu, Kul Mehmet, Âşık Garip, Âşık Kerem 17. yüzyıl Karacaoğlan, Kayıkçı Kul Mustafa, Âşık Ömer, Kuloğlu, Ercişli Emrah 18. yüzyıl Gevheri 19. yüzyıl Dertli, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Seyrani, Ruhsati 20. yüzyıl Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Reyhanî, Âşık Şeref Taşlıova. AŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ VE TÜRLERİEK BİLGİ ÂŞIKLIK GELENEĞİNİN OLUŞUMU *Saz şairleri, bu gelenekte önemli bir yeri olan "rüya motifi" ile sade kişilikten sanatçı kişiliğe geçerler. *İnanışa göre, uyku ile uyanıklık halinde iken bir düş gören şaire, aksakallı, yeşil sarıklı ve yeşil giysiler içinde bir pir tarafından üç dolu aşk badesi sunulur. Bu badelerden biri Allah, biri pirler, biri de sevdalanacağı güzel kız içindir. *Rüyada bu güzel kızın yüzünü de gören âşık, o an itibariyle bu güzelin peşine düşer ve onu bulmak için diyar diyar dolaşır. *Bu rüyadan sonra şair "âşıklık" yeteneği kazanır. *Bu şiir geleneğindeki âşıklar, eğitimleri, konumları ve yaşadıkları yerler itibariyle köy şairleri, konargöçer şairler, kalem şairleri kasaba ve şehir âşıkları, halk şairleri meydan şairleri, asker şairler yeniçeri şairleri şeklinde adlandırılmıştır. *Ancak bunları genel olarak yetişme şartları ve dolayısıyla sanat felsefelerinin farklılığı bakımından, halk şairleri meydan şairleri, ve kalem şairleri kalem şuarası şeklinde iki grupta toplamak mümkündür. *Âşıkların bir kısmı köylerde, bir kısmı konargöçer aşiretler içinde, bir kısmı asker ocaklarında, bir kısmı da kasaba ve şehirlerde yaşamış ve ürün vermiştir. aKöy şairleri *Bunlar ömürlerinin tümünü ya doğdukları köy ve o köye komşu köylerde geçirmiş ya da bazı yakın şehir ve kasabaları da görmüşlerdir. *Çok önemli bir bölümü okuma yazma bilmeyen bu âşıklar, şiirlerinde köy kültürünü yansıtmış, köylülerin çeşitli duyarlıklarını onların anlayabileceği bir dille anlatmış, şiirlerini aruz ölçüsünü kullanmadan doğaçlama söylemişlerdir. *Köy şairleri, şiirlerinde halk söyleyişlerine ve deyimlere yer vermiş, dolambaçlı yollara, sanatlı ifadelere başvurmamışlardır. *Bu şairlerin en önemlileri şunlardır Pir Sultan Abdal, Kağızmanlı Hıfzı, Âşık Veysel, Sümmanî. b Konargöçer şairler *Bu şairler Anadolu'nun güneyinde, Toroslarda göçebe yaşayan Türkmen/Yörük boyları içinde yetişmiştir. *Şiirleri birçok bakımdan köy şairlerinin şiirlerini anımsatan bu şairlerin en önemlileri Karacaoğlan ile Dadaloğlu’dur. *Karacaoğlan'ın şiirlerinde gerçek yaşam sahneleri, gerçek doğa tasvirleri, giyim kuşam ve süslenişi iyice belirlenmiş gerçek güzeller, onlarla geçirilmiş maceralar, geçit vermez dağlar, at üzerinde gidilen uzun yollar, dostlarla sözleşmeler ve dargınlıklar somut şekilde işlenmiştir. *Dadaloğlu ise Osmanlı'nın göçebe Türkmenleri yerleşik hayata geçirmek istemesine karşı çıkmış, daha çok epik anlatımlı şiirler söylemiştir. cKasaba ve şehir âşıkları Kalem şuarası *Şehir ve kasabalara, hatta İstanbul gibi büyük şehirlere gelerek buralardaki âşık kahvelerinde toplanan, kimi medresede kimi de tekkede yetişen, divan şairlerine özenerek onlar gibi şiir yazmayı amaçlayan şairlerdir. *Bu şairlerin bazıları divan sahibi de olmuştur. *Bazen hece bazen de aruz ölçüsünü kullanan bu şairler, saz şairlerinin saf gerçekçiliğini ve yalın anlatımını bırakmış, divan edebiyatını da tam benimseyememiş, ara yerde kalmışlardır. *Şehirlerde oturdukları ve okuma yazma bildikleri için bu şairlerin şiirlerinin birçoğu günümüze kadar ulaşmıştır. *Bayburtlu Zihnî, Erzurumlu Emrah, Âşık Ömer, Gevheri ve Dertli bu tarz şiir söyleyen ve yazan şairlerin en önemlileridir. dAsker şairler *Yeniçeri Ocağında yetişen bu şairler; şiirlerinde güçlüklerle dolu serhat hayatının, akınların, küçük savaşların yankılarını; şehit arkadaşlarının acısını, elden giden yurtların hüznünü, kazanılan zaferlerin gururunu dile getirmişlerdir. *Bu tarz şairlerin en önemli temsilcisi Kayıkçı Kul Mustafa'dır.
Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra aşık adı verilen saz şairlerinin İslamiyet’in kabulünden önceki şiir geleneğinin bir devamı şeklinde oluşturdukları yeni şiir anlayışına “Aşık Tarzı Halk Şiiri” denir. İslamiyet öncesi “Ozan, kam, baksı, şaman” adıyla anılan şairler, bu edebiyat geleneğinde “Aşık” adını Tarzı Halk ŞiiriBu edebiyat geleneği, tam manasıyla şekillenmeye başlamıştır. Adına “Aşık” denilen saz şairleri Anadolu’da köy ve kasabaları gezerek sanatlarını icra yetişmesi usta-çırak ilişkisi şeklinde olmuştur ki bu gelenekte aşıklığa belli bir aşamadan geçtikten sonra ulaşıldığına inanılır. Bu inanışa göre âşık, şairlik gücünü rüyasında gördüğü pirin sunduğu aşk badesini içip sevgilinin hayalini görerek usta aşığın yanına giden çırak, yıllarca ustasından bu sanatın inceliklerini öğrenir. Ustasının da onayını aldıktan sonra elinde sazla dolaşarak sanatını halka gösterir. Bu gelenek günümüzde özellikle Kars yöresinde devam etmektedir. Özellikle son dönemde Aşık Mahsuni Şerif, Neşet Ertaş, Murat Çobanoğlu gibi aşıklar bu geleneği Türkiye’ye tanıtan sanatçılar tarzı halk edebiyatının özellikleri şu şekildedirAşık Tarzı Halk Şiiri Özellikleri1. Aşıklık geleneği İslamiyet öncesi Türk edebiyatına Aşıklar şiirlerini “Cönk” adını verdikleri defterlerde Aşık tarzı halk şiirinde dinin etkisi Aşık tarzı halk şiirlerinden içten bir anlatım vardır. Şiirlerin dili son derece Daha çok hecenin 8’li ve 11’li kalıpları aşık tarzı halk şiirinde Nazım birimi Halkın yaşam biçiminin izleri aşık tarzı halk şiirlerinde Divan edebiyatı soyut konular değil somut konular Aşık tarzı halk şiirlerinde şairlerin mahlası yer Benzetme sanatının şiirlerde kullanıldığı Tarzı Halk Şiiri SanatçılarıKayıkçı Kul Mustafa, Aşık Ömer, Kuloğlu, Ruhsati, Seyrani, Baburtlu Zihni, Dertli, Aşık Veysel, Ercişli Emrah, Gevheri…Aşık Tarzı Halk Şiiri Nazım TürleriAşık tarzı halk edebiyatında kullanılan nazım biçimleri şunlardır1 KoşmaAşık tarzı halk edebiyatının en yaygın ve sevilen 3-5 dörtlük arasında ve hecenin 11’li kalıbıyla şeması xaxa, bbba,ccca… ya da abab,cccb,dddb… göre “Güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt” olmak üzere dört başlıkta olarak Divan Edebiyatı’ndaki “Gazel” türüne SemaiKoşmadan sonra bu gelenek içindeki en yaygın kendilerine has bir ezgisi ölçüsünün 8’li kalıbıyla VarsağıKafiye şeması ve dörtlük sayısı bakımından koşmaya ölçüsünün 8’li kalıbıyla yiğitçe bir söyleyiş özelliği coşku katmak amacıyla “Hey, hey bre, be hey” gibi ünlemler DestanToplum hafızasında yer tutan “kahramanlık, savaş, göç, afet” gibi konuları şeması koşmaya birimi dörtlüktür ve yüzlerce dörtlükten 11’li kalıbıyla Tarzı Halk Şiiri PDF + VideoAşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebiyat Ders Notları PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Aşık Tarzı Halk Edebiyatı PDF Çalışma Kağıdı” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla ÇEKEBİLECEK YAZILAR ⇒ PDF / Slayt ⇒ Halk Şiiri ⇒ Koşma ⇒ Ders Konuları ⇒ TYT Türkçe ⇒ AYT Edebiyat
Error 522 Ray ID 73851c813be4929c • 2022-08-10 015619 UTC FrankfurtCloudflare Working Error What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 73851c813be4929c • Your IP • Performance & security by Cloudflare
aşık tarzı halk şiiri koşma